Homeopati bilinen tedavi yöntemlerinden farklı olarak kişiyi bütüncül iyileştirmeyi hedefler. Hastalığı veya organı değil kişiyi iyileştirir. Homeopati kişiyi bütün olarak ele alır yani ona zihinsel, duygusal, fiziksel ve içinde bulunan çevresi ile bakar. Böylece homeopat, benzerlik prensibi ile 3000 in üzerinde homeopatik ilaçlardan bir tanesini hastanın bulgu ve belirtilerinin o andaki toplamına göre verir. Bu yüzden homeopatik ilaç hastalık ismine veya organa değil kişiye verilir. Hastalık isminin önemi olmadığı için de teşhis edilemeyen durumlarda da uygulanır.

Homeopatik remedi, kişinin yaşam enerjisini artırmaya ve kuvvetlendirmeye çalışarak, doğuştan var olan vücudun kendi kendini iyileştirme gücünü mümkün kılar. Bunu da vücudun, hastalık sırasında veya başlamadan önce hastalıkla savaşmak için doğal olarak verdiği reaksiyona bakarak yapar. Yani Homeopat, hastalık belirtilerini bastırarak değil bilakis belirtilerin oluşturduğu resme göre homeopatik ilacı verir. Her birey kedine özgü ve dünyada bir benzeri olmadığına göre, birey hastalandığında da dışarıya verdiği belirtiler aynı hastalığı olan diğer kişilerden farklı olacaktır.

Kısacası, aynı hastalıktan muzdarip iki ayrı kişiye aynı homeopatik ilaç verilmez. Örneğin kulak enfeksiyonu geçiren iki farklı çocuğun ortak tipik enfeksiyon belirtileri ateş, öksürük, burun akıntısı, ağlama nöbetleri gibi belirtilerdir. Ama yine de her bir çocuk hastalığını kendine özgü kişisel bir yolla gösterir. Yani tipik enfeksiyon belirtilerin yanında onu bireyselleştiren terleme, susama, soğuk-sıcak ilişkisi, uyku durumu, rahatlatan ve kötüleştiren faktörler, belirtilerin alevlenme zamanı, huzursuzluk, anksiyete, sevgi ve ilgi isteği… gibi, bir dizi ayırt edici objektif ve subjektif belirtiler vardır. Kısacası, her çocuk kulak enfeksiyonunu kendine özgü kişisel bir biçimde ifade eder.