Uzmanlarımız

Psikolojik Danışmanlık

Duyurular

Randevu Al

Randevu Almak İçin Bize Ulaşın

Telefon: (212) 219 12 59 – 0505 979 22 59

E-Posta: bilgi@durupsikolojimerkezi.com

İletişim formu için buraya tıklayabilirsiniz.

Son Makalelerimiz

Hipnoterapi Nedir?

Hipnoz, kişinin zihnini dış uyaranlardan iç uyaranlara yöneltir. Hipnotik süreç, zihin iç uyaranlara odaklandığında başlar. Yarı uyanıklık hali olarak nitelenebilir. Hipnoz sırasında yapılan psikolojik terapiye hipnoterapi denir.

KAHKAHANIN SAĞLIĞA ETKİLERİ

KAHKAHA atmak, böbreklerimizin üstünde bulunan adrenal bezlerden salgılanan kortizol gibi stres hormonlarının salınımını azaltır. Bu etkiler anidir ve uzun sürer. Hindistan, Bangolore’de 50 bilişim uzmanları üzerinde son zamanlarda yapılan çalışmalar, stres hormon seviyelerinin (kortizol), Kahkaha Yogası seansından sonra önemli derecede düştüğünü açığa çıkarmıştır. Kahkaha, doğanın strese karşı panzehiridir. Kahkahanın; doğal bir ağrı kesici olduğu, kendi kendine üretilen doğal uyuşturucu endorfini salgıladığı ispatlanmış. Endorfinler, zihinde pozitif bir durum yaratırlar ve iyimserliği, kendine güveni ve değerlilik duygularını yükseltirler. Vücudumuzdaki doğal ağrı kesici olarak bilinen Beta-Endorfinlerin salgılanması, KAHKAHA attığımızda %27 oranında artar. KAHKAHA Yogası, öksürük ve soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlara karşı bizi koruyan, savunmamızın ilk basamağı olan immunoglobülin A (IgA)  ve kronik hastalıklara karşı koruyucu IgG seviyelerini yükseltir. Kahkahanın hastalığa karşı engelleyici bir ajan olarak çalıştığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Lee S. Berk, PhD (Klinik Araştırma 1989) kahkahanın bazı strese bağlı hormonları azaltabileceğini ve imminomodulasyona sebep olan DOĞAL KATİL HÜCRE aktivitelerini değiştirebileceğini (Doğal [...]

STRESİN, PANZEHİRİ KAHKAHA

Stres; İç veya dış ortamdan gelen etkenlerin, birey tarafından tehdit edici ya da zararlı olarak değerlendirmesi sonucunda, fiziksel ve psikolojik boyutlarda oluşan aşırı uyarılma durumudur. Özetle stres, herhangi bir uyarıcı karşısında organizmanın gösterdiği tepkilerin bütünüdür. Her ne kadar stres denildiğinde genelde olumsuz yönü akla gelse de yaşam sürecindeki değişim ve yeni durumlara uyum sağlamadaki olumlu ve güdüleyici yönü unutulmamalıdır. Aslında stresi etki ve sonuçları açısından olumlu stres ve olumsuz stres olmak üzere iki yönlü ele almak gerekir. Belirli bir oranda stres, yaşamda kalmak, gelişmek, başarılı olmak, doyumlu ve mutlu bir yaşam sürmek için gereklidir. Bu tür stresler, kişiliği zenginleştirip güçlendirerek yaşamda karşılaşılacak zorlanmalara karşı dayanıklılığı, özgüveni ve mutluluğu artırmaktadır. Kişisel gücü ve mutluluğu arttıran stres olumlu bir strestir. Olumsuz stres ise günümüzde sağlığın bir numaralı düşmanıdır. Vücudun stres tepki mekanizması tarih öncesi zamanlarda gelişmiştir. Strese tepki olarak, vücut aşırı derecede fiziksel harekete ihtiyaç duyan ‘savaş veya kaç’ tepkisine hazırlanmak için [...]

ENÜREZİS / Çocuklarda Alt Islatma

Kız ya da erkek çocuklarda genellikle 5 yaş ve sonrasında görülen alt ıslatma sorunudur. Yaygınlığı; çocuk 5 yaşındayken %5 – 10, 10 yaşındayken %3 – 5, 15 yaş ve sonrası %1’dir. Çocuk son 3 ay içinde haftada en az 2 defa herhangi bir ilaç kullanmaksızın bilerek ya da bilmeyerek yatağına ya da kıyafetlerine idrar çıkarıyorsa ve bu geceleri ve gün içinde devamlılık halindeyse bu klinik açıdan önemlidir ve müdahale edilmesi gerekir. Enürezisin Nedenleri Çocuklarda alt ıslatma konusunda 2 faktör büyük rol oynar. Birincisi çevresel faktörlerdir. Örneğin yetersiz tuvalet eğitimi ve psikososyal stres çevresel faktörler arasındadır. İkincisi ise genetik faktörlerdir. Vücuttaki idrar üretimindeki ritimsel bozukluk (vasopresin üretimindeki yetersizlik – ADH eksikliği) ya da mesanenin normalden düşük kapasite ile çalışması (olgunlaşma süresinin gecikmesi nedeniyle) bu rahatsızlığın oluşumunda etkilidir. Enürezis ile Birlikte Çocuğun Yaşadığı Sorunlar Enürezis ile çocuğun dikkate değer bir şekilde sosyal aktivitelerinde azalma görülür. Bu beraberinde özgüven eksikliği ve yaşıtları tarafından [...]

ÇOCUKLAR, ERGENLER VE KAYGI

Kaygı çocukluğun normal ve gelişimsel bir parçasıdır. Bilindiği gibi belirli düzeyde kaygı taşımak kişinin başarılı performans sergilemesini sağlar, bu yüzden bu beklenen ve istenen bir durumdur. Normal olmayan durum çocuk ve ergenlerin korku, endişe, gerginlik, çekingenlik hisleriyle ortamlarından veya aktivitelerinden kaçınmasıdır. Yapılan araştırmalara göre her 8 çocuktan biri kaygı sorunları yaşamaktadır ve dünyanın birçok yerinde kaygı bozuklukları çocuk ve ergenlerde görülen en yaygın psikolojik rahatsızlık olarak bilinmektedir. Buna rağmen gerek öğretmenler, eğitimciler, gerekse anne babalar tarafından en gözden kaçan durumlar arasında sayılabilir. Kaygı problemleri çözülmeyen çocukların okul başarıları, sosyal ilişkileri ve aile ilişkilerinin yaşıtlarına oranla zayıf kaldığı ve bu çocukların madde kullanımına diğer çocuklara oranla daha yatkın olduğu bilinmektedir. Her anne babanın kendilerine sorması gereken sorular Bu sorulardan ilki ‘Çocuğunuz yaşıtlarına oranla daha utangaç ya da gergin midir?. İkincisi ise ‘Çocuuğunuz yaşıtlarına oranla daha endişeli mi görünüyor? Eğer cevap evet ise, büyük bir olasılıkla çocuk ilerde kaygı bozukluğundan mustarip olabilir. [...]

Ergenlerde Dürtüsellik, Karşı Gelme ve Davranış Bozuklukları (Antisosyal Davranışlar)

Davranış bozuklukları çocuk ve ergenlerde görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık genellikle çocuk ya da ergenin sürekli olarak yaşına uygun şekilde davranmaması, yaşı ile bağlantılı kurallarını ihlal etmesi (ev, okul, sosyal ortam kuralları gibi) gibi durumlarda kendini belli eder. Bu davranışlar Antisosyal davranışlar olarak da bilinir. Antisosyal davranışları olan çocuk ve ergenlerin hem duygusal hem bilişsel problemleri vardır, duygu ve dürtülerini dizginleme konusunda sorun yaşarlar, yani duygusal olarak çok çabuk aktif hale gelip agrasif tavırlar sergileyebilirler. Sadece rahatsız hissetmezler, derin duygular hissederler ve bu hisler onların karşılarındakine saldırmalarını kolayca tetikleyebilir. Ergenlerde Antisosyal davranışlar beraberinde başka sorunları da getirir. Örneğin, madde kullanımı, kriminal ve şiddet içerikli davranış biçimleri, duygusal (örn. Aşırı tepki) ve davranışsal düzenleme problemleri, dürtüsellik, arkadaş çevresi tarafından dışlanma gibi. Bu davranışların yoğunluğu önemlidir. Örneğin az yoğunluktaki davranış bozukluğu belirtileri sadece bir durum veya ortamda kendini gösterir (ev, okul, iş yeri vb.). 3 veya daha fazla durum veya ortamda [...]

Ergenlik Çağı ve Özgüven

Ergenlik Fiziksel doğum, bebek anne rahminden ayrıldığı ve göbek bağı kesildiğinde yaşanır ancak ruhsal doğum ergenlik çağı ile başlar. Ergenlik çağı bu nedenle insan yaşamında önemli bir eşiktir. Ergenlik, insanın kendi bireyliğinin ayırdına varması demek. Çocukluk çağı boyunca kendisini az ya da çok anne ve babası ile iç içe hisseden, kendi varlığını anne-babasından ayrı olarak düşünemeyen genç, gelişen zekası ve olgunluk seviyesi sonucu varoluşsal yalnızlığını idrak eder: Kendi bedeni ve ruhsallığı içinde, tıpkı başka herkesin yaptığı gibi yaşamsal bir mücadelenin içine girmesi gerekmektedir… Kendi yaşamının sorumluluğunu taşımak düşüncesi bir çocuk için aklının alamayacağı bir şeydir ve anne-babasının sağladığı koruma, bakım ve sevgi sayesinde çocuk bu gerçekten korunur. Ergen ise işin başa düştüğünü bilecek kadar büyümüştür ve bu özellikle başlangıçta oldukça kaygı uyandırıcı bir durumdur. Ergenlik çağındaki genç, içinde, bir yandan geride bıraktığı çocuksu cennet hayatının yasını tutarken bir yandan da kendi kişiliğini, gücünü keşfetmenin arayışına girer fakat henüz kendisini deneyimsiz [...]

Tuvalet Anksiyetesi

En temel fizyolojik ihtiyaçlarımızdan biri tuvalete çıkmaktır. Bağırsakların düzenli çalışması için uygun aralıklarla tuvalete çıkmak gerekir. Bu alışkanlık sindirim sisteminin de uyumlu çalışmasını, dolayısıyla organizmanın sağlıklı olmasını sağlar. Tuvalet ihtiyacını gidermek için hepimiz kendimizi rahat hissedebileceğimiz hijyenik ve özel alanları tercih ederiz. Ancak günümüzün yaşam şartları içinde her zaman özel tuvaletlerimize ulaşma imkanına sahip olamayız ama sağlığımız için açık bir tehdit oluşturmayacak düzeyde temiz, hijyenik bir tuvalette de her hangi bir kaygı duymadan ihtiyaç karşılanabilir. Bazı bireylerde kendi özel tuvaletleri haricindeki yerlerde tuvalet ihtiyaçlarını giderememek bir takıntı haline gelmiştir ki bu durum hem fiziksel sağlıklarını hem de sosyal yaşamlarını olumsuz etkiler. İş yeri, misafirlik ya da genele açık alanlardaki tuvaletleri kullanamayan bireyler mikrop kapmaktan, hastalanmaktan korkarlar. Anksiyete bozukluğu diye tanımlayabileceğimiz bu tutumun takıntı ya da fobi düzeyine ulaşması yaşamlarını güçleştirir. Anksiyete, içsel ya da dış çevreden kaynaklanan bir tehlike, tehlike ihtimali veya kişi tarafından tehlikeli olarak algılanan, yorumlanan herhangi bir [...]

ÇALIŞAN KADIN, EŞ ve ANNE ÜÇGENİNDE ROL ÇATIŞMALARI

İnsanlık tarihinin bilinen ilk yıllarından itibaren “kadın olmak = anne olmaktır”. Geleneksel toplum yaşamında kadın, herzaman dişil ve üretken nitelikleri ile varlığını sürdürmüş, “annelik rolü” kadının birincil, en önemli ve evrensel rolü olmuştur. Toplumsal gelişmeler ve yaşam koşullarındaki değişimler, binlerce yıl boyunca aile, eş ve çocuklarına hizmet eden, onlar için üreten, onlardan sorumlu olan kadının zamanla farklı alanlarda da üretkenliğini sürdürmesine, yeni sorumluluklar edinmesine ve toplumsal yaşamda aktif rol almasına neden olmuştur. Kadının aile ile sınırlı olan dünyasının dışına çıkması, bir yandan kişisel ve toplumsal anlamda değerler kazanmasını sağlarken diğer yandan çatışma ve sorunların gelişmesine de neden olmuştur. Geleneksel toplumlarda, genellikle yetişkin bireyler olarak erkekten çalışması ve aileye kaynak sağlaması, kadından ise bir eş ve anne olarak evinde kalması, aile bireylerinin ve evin dirlik, düzenini sağlaması beklenirdi. Halen de birçok toplumda ve toplumumuzun büyük bir kesiminde, kadın ve erkekten beklenenler ve onlara biçilen roller değişmemiştir. Toplumun çizdiği bu sınırlar içinde [...]