Duru Psikolojik Danışmanlık, Mediasyon ve Gelişim Merkezi İSTANBUL

İşlevselciliğin Mirası Ve Uygulamalı Psikolojinin Kısa Tarihçesi

Uygulamalı Psikoloji:

İşlevselciliğin Mirası Ve Uygulamalı Psikolojinin Kısa Tarihçesi

Bilimsel psikoloji, 19. yüzyılın son yarısında ortaya çıkmıştır. Bu sırada karmaşık bileşikleri elementlerine ayrıştırma konusunda fizikte ve kimyada çok büyük değişiklikler olmuştur. Bu başarılar, psikologları daha karmaşık deneyimleri oluşturan zihinsel elementleri aramaya özendirmişti. Kimyacı suyu oksijen ve hidrojen olmak üzere parçalarına ayırarak ilerleme kaydedebiliyordu; belki psikologlar da algıyı duyumlara –duyumlar içebakışla tanımlanabilir- ayırabilecek bilinçli bir deneyim gibi kabul etmek suretiyle ilerleme kaydedebilirdi. Psikologlar algı için molekül, duyumlar için element benzetmesinden yola çıkmaktaydılar. Wundt ve öğrencilerinin benimsediği bu yaklaşımın ABD’deki asıl öncüsü, Wundt’un yetiştirdiği, Cornell Üniversitesi’nde psikolog olan E.B.Titchener idi. Amaç zihinsel yapıların saptanması olduğundan, Titchener psikolojinin bu alanını nitelemek için yapısalcılık terimini kullanmıştır. Ancak, yapısalcılığın, salt analitik niteliğine şiddetle karşı çıkanlar vardı. Harvard Üniversitesi’nin seçkin psikoloğu William James, psikolojide yapısalcıların etkisiyle artmakta olan kısıtlamalardan rahatsızlık duyuyordu. James, bilincin parçalarına ayrılmasına daha az önem verilmesi gerektiğini ve bilincin akışkan ve kendine özgü niteliklerinin anlaşılması üzerinde durulması gerektiğine inanıyordu. James’in asıl ilgisi, organizmanın çevresine uyum sağlaması için zihninin nasıl çalıştığının incelenmesiydi. James bilincin nasıl işlediğini sorguladığından bu psikoloji yaklaşımına işlevselcilik adını vermiştir. Uyum sağlama sürecine duyulan ilgi, Darwin’in doğal ayıklanma kuramının etkisiyle gerçekleştirilmiştir. Bu görüşe göre, insanda bilinç, yalnızca bireyin davranışlarını yönlendirmede bazı amaçlara hizmet ettiği için gelişmiştir. Bilincin işlevsel yönüne yapılan bu vurguyla beraber, yapısalcılığın içebakış yönteminin kısıtlayıcılığı da ortaya çıkmıştı. İşlevselciler, organizmanın çevresine nasıl uyum sağladığının ortaya çıkarılması için içebakışla elde edilen verilerin, gerçek davranış ve davranışın gelişimi üzerine yapılan gözlemlerle desteklenmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Böylece işlevselcilik, psikolojinin ufkunu, bağımlı bir değişken olarak davranışı içerecek biçimde genişletmiştir ( Atkinson, 2002: 684-685).

Bu gelişmelerin ardından, Wundt’un öğrencileri ABD’ye dönmeye başladılar ve ABD’ye döndüklerinde oluşturdukları psikoloji Wundt’un kendilerine öğrettiğinden farklıydı. Böylece bilim, tıpkı yaşayan bir organizma gibi, yeni çevresine uyum sağlamak için değişiyordu. Zaten Wundt psikolojisi ile Titchener yapısalcılığı Amerikan Zeithgeist’ında uzun süre varlıklarını devam ettiremezlerdi. Amerikan kültürü pratiğe yönelikti. Uygulamalı psikolojinin öncüsü olan G.Stanley Hall ‘’Biz kullanılabilir bir psikolojiye ihtiyaç duyuyoruz’’ demişti. Ve böylece uygulamalı psikologlar psikolojiyi gerçek dünyanın içine, okullara, fabrikalara, reklamcılık şirketlerine, mahkemelere, çocuk rehberliği merkezlerine ve ruh sağlığı merkezlerine çektiler ve psikolojiyi hem çalışma konusu hem de kullanımı açısından işlevsel bir hale getirdiler ( Schultz&Schultz, 2007: 307-308). Böylece, uygulamalı psikoloji deneysel ortamda test edilen verilerin, uygun ortamlarda kullanılması ile, psikolojinin alt dalı olarak yerini edinmiştir.

Klinik Psikoloji Ve Kısa Tarihçesi

Klinik psikolojinin uğraş alanı, psikolojik ilkeleri, duygusal ya da davranışsal sorunların –akıl hastalığı, uyuşturucu kullanımı, aile ve evlilik çatışmaları da dahil- tanı ve tedavisine uygulamaktır (Atkinson, 2002: 27). Bu gibi sorunları araştırmak ve  bireye düşünsel, duygusal ya da davranışsal düzeyde yardımcı olmak, çevresiyle daha uyumlu bir ilişki kurmasını sağlamak, klinik psikolojinin amaçları içine girer (Cüceloğlu, 38). Klinik psikologlar ayrıca ruh sağlığı merkezlerinde, okullarda, iş yerlerinde ve özel sektörde istihdam edilmektedir. Lisans öğrenimini tamamlamış öğrencilerin yaklaşık olarak üçte birinden fazla klinik programlara kayıt yaptırmaktadır (Schultz&Schultz, 2007: 346-347).

Klinik psikoloji, 1940’lı yılların başlarında, psikolojinin hala küçük bir alanını oluşturmaktaydı. Fakat Birleşik Devletler 1941’de II. Dünya Savaşı’na girince, durum değişmiştir. Ordu askeri personel arasında duygusal bozuklukları olanlardan ötürü ihtiyaç durulan birkaç yüz psikolog için eğitim programları oluşturulmuştu. Savaşta  sonra ise, klinik psikologlara duyulan ihtiyaç daha da artmış ve bu artışı karşılamak amacı ile eğitimler ve burs imkanları arttırılmıştır. Savaştan önce klinik psikologların çalışmaları daha fazla çocuklar, suçlular ve uyum problemi çekenler üzerineydi. Savaştan sonra ise, ciddi duygusal problemleri olan yetişkinler olmuştur (Schultz&Schultz, 2007: 346- 347).

Sağlık Psikolojisi Ve Kısa Tarihi

Psikoloji ve tıp alanlarında, günümüzde gittikçe kabul gören yeni bir alandır. Günümüzde geleneksel tıbbın yerine, yeni bir bilimsel yaklaşımı temsil eden modern tıp anlayışı geçerlidir. Geleneksel tıp mideli içerisinde geliştirilmiş olan medikal biyolojinin insan sağlığıyla alakalı bütün konuları kapsadığı varsayılıyordu. Sağlık psikolojisi günümüzde kullanılan ve yeni geliştirilen bio-psiko-sosyal modelin bir bölümünü oluşturmaktadır (Cüceloğlu, 2006: 39-40).

Günümüzde yaşam sürelerinin uzaması ile kronik (süreğen) hastalıklar ve yaşlılığa bağlı hastalıklar giderek artmaktadır. Ortaya çıkmasında psikolojik ve sosyal faktörlerin önemli payı olduğu düşünülen ve uzun süre yaşanabilen şeker, kalp, böbrek ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde, hasta ile tedavi ekibinin etkin işbirliği önemlidir. Bütün bunlar yalnız hasta bireyin değil, onun ailesinin de psikolojik ve sosyal yönlerden ele alınıp incelenmesini gerektiren çağdaş sağlık hizmetlerini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir durum ise, tıbbi hizmetlerin yanı sıra sağlık psikolojisi kavramı ve yöntemleriyle çalışmayı kaçınılmaz kılmaktadır. Yani günümüzde fiziksel hastalıkları olan bireylerin ruhsal durumları da yakından takip edilebilmektedir. Günümüzde sağlık psikolojisi alanında hizmet daha çok diyaliz merkezleri, diyabet merkezleri, onkoloji merkezleri, tüp bebek merkezleri, ağrı merkezleri, nöroloji, çocuk sağlığı ve çocuk cerrahisi kliniklerinde verilmektedir. Ne yazık ki sayılan merkezlerin hepsinde de psikolog bulunmamaktadır. Oysa sağlığın pek çok alanında psikolog ihtiyacı vardır çünkü hastanenin her kliniğinde yeni tanı alan veya tedavi olan hem hasta hem de hasta yakınlarının ne kadar da çok ruhsal hizmete ihtiyaçları olmaktadır. Şaşkındırlar, korkmaktadırlar, üzgündürler, “Neden ben? Neden biz?” diye sormaktadırlar, ya da artık çaresizliği yaşamakta ve umudun bittiğini hissetmektedirler. Tam da bu anlarda sağlık alanında çalışan bir psikolog veya psikiyatristin tarafından verilen psikolojik hizmet kişinin, ailenin ya da sadece hasta bakımı veren bireyin yaşadığı çıkmazda bir nefes almada çok önemli bir role sahiptir (Uzm. Psk. Birgül Aydın). Sağlık psikolojisi açısından önemli olan, bireylerin semptomatik dönemdeki sağlığa ilişkin değerlerini, sağlık davranışlarını taramak ve bilişsel-davranışçı yaklaşımlar uygulayarak, bireyin sağlığına her yönüyle katkı sağlamaktır (Cüceloğlu, 2006: 40).

Görüldüğü üzere, uygulamalı psikoloji, sağlık psikolojisi ve klinik psikoloji psikoloji biliminin içerisinde zamanla birikimli olarak ilerleyerek bugünkü haline ulaşmıştır. Her üç alan da bugün, psikoloji dalında yerini edinmiştir ve ilgili alanlarda özerkliklerini sürdürmektedirler.

Psk. Burçak Demirkan

Comments are closed.